You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Allahın Nuru Nedir?

Member
Allahın Nuru Nedir?
Kafirlerin söndürmeye çalıştığı Allah’ın nuru nedir? İmam Kurtubȋ Saff suresinin 8. ayetinin tefsirinde Allah’ın Nuru'na işaret eden ayetleri açıklıyor...
Allah’ın nurunu tamamlayacağı ifadesi Kur’an-ı Kerim’de iki yerde geçmektedir. Allah nurunu tamamlayacaktır. Buna karşı gelen kafirler ise o nuru söndürmeye çalışacaklardır. Kafirlerin Allah’ın nurunu söndürmek için kullandıkları vasıta ise ağızlarıdır. Ağızlarından çıkardıkları üfürükle Allah’ın nurunu söndürmeye çabalamaktadırlar.

“Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.” (Tevbe Suresi 32. ayet).

“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saff Suresi 8. ayet).

Allah’ın nurunu tamamlayacağı ifadesi Kur’an-ı Kerim’de iki yerde geçmektedir. Allah nurunu tamamlayacaktır. Buna karşı gelen kafirler ise o nuru söndürmeye çalışacaklardır. Kafirlerin Allah’ın nurunu söndürmek için kullandıkları vasıta ise ağızlarıdır. Ağızlarından çıkardıkları üfürükle Allah’ın nurunu söndürmeye çabalamaktadırlar.

Bir tarafta Allah’ın nuru; diğer tarafta ise kafirlerin ağızları… Bir tarafta Allah’ın nurunu tamamlama iradesi; diğer tarafta ise kafirlerin bundan hoşlanmaması… Nereden bakılırsa bakılsın bu denklemin ne kadar tutarsız olduğu çok açık bir şekilde görülür.
KAFİRLERİN SÖNDÜRMEYE ÇALIŞTIĞI ALLAH’IN NURU NEDİR?

Kafirlerin söndürmeye çalıştığı Allah’ın nuru nedir?

İmam Kurtubȋ Saff suresinin 8. ayetinin tefsirinde Allah’ın nurundan maksadın şu beş şeyden biri olabileceğini beyan eder:

1) Allah’ın Nuru, Kur’an-ı Kerim’dir. Onlar sözleriyle Kur’an’ı yok saymayı ve yalanlamayı isterler.
2) Allah’ın Nuru, İslam’dır. Onlar sözleri ile İslam’ı bertaraf etmek isterler.
3) Allah’ın Nuru, Muhammed Mustafa (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizdir. Onlar fitne ve kargaşa doğuran yalan haberler ile Peygamber Efendimizin yok olmasını arzu ederler.
4) Allah’ın Nuru, Allah’ın burhanları ve delilleridir. İnkarları ve yalanlamaları ile Allah’ın burhanları ve delillerini yok etmek isterler.
5) Allah’ın Nuru’ndan maksat darbı meseldir. Yani güneşin nurunu ağızıyla söndürmeye çalışan kimsenin işi nasıl imkansızı zorlamaksa; hakkı yok saymaya çalışmakta aynıdır.
Yine İmam Kurtubȋ’nin aktardığına göre İbn Abbas (r.anhuma) bu ayetin sebeb-i nüzulü ile ilgili şunları söyler:

“Hz. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimize kırk gün vahiy gelmeyince Yahudilerden Ka’b b. Eşref: “Ey Yahudiler! Sevinin, Allah Muhammed’e indirdiği Nuru söndürdü. Onun işini tamamlayacak da değildir.”dedi. Peygamber Efendimiz de bu olaya çok üzülmüştü. Allah Teala, akabinde bu ayeti indirdi ve sonrasında vahiy kesintisiz devam etti.” Allah’ın nuru, bütünü ile İslam dinini kapsamaktadır.

Allah’ın nuruna karşı bu düşmanlık Hz. Peygamber’in peygamberliğini inkar ile başlamakta ve O’nun mukaddes şahsiyetine dil uzatmaya kadar gitmektedir. O’na indirilen vahyi inkar etmek, Kur’an’ı reddetmekte bunun bir parçasını oluşturmaktadır. Dün Mekkeli müşrikler, Yahudiler ve münafıklar Allah’ın nurunu söndürme gayreti içinde iken bu gün onların uzantıları aynı aymazlığı sergilemektedirler.

Nitekim ayetin muzarȋ sığası ile başlaması kıyamete kadar bu tür bedbahtların varlığını sürdüreceğine işaret etmektedir. Zira ehlince malumdur ki, muzarȋ sığası şimdiki zaman ve gelecek zamanda vukua gelmeye ve yenilenmeyi delalet eder. Yani bu tür arızalı kimseler her daim olagelecektir. Kafir kafirliğini yapmaktan geri durmayacak, üflemeye kudreti olduğu sürece Allah’ın nurunu söndürmek için çalışacaktır. Şu kadar var ki, Tevbe suresindeki ayette kafirlerin Allah’ın nurunu alenen ve açıktan söndürmeye çalıştıkları görülürken, Saff suresinde bunu gizliden gizliye yapmaya uğraştıkları da anlaşılır.

Kafirlerin Allah’ın nurunu söndürme gayretleri öncelikle o nuru temsil eden Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizin temsilcilerine yöneliktir. Peygamberin ve ashabının yolundan giden ehl-i sünnet cemaatlere ve alimlere saldırırlar. Sırat-ı müstakimi temsil eden Müslüman toplulukları terörist ilan ederler, itibarsızlaştırmaya çalışırlar. İslam’ın ana kaynaklarına saldırırlar. Buhari’ye, Müslim’e dil uzatırlar. Ve maalesef bunu yaparken de Müslüman ülkelerden devşirdikleri Müslümanların çocuklarını kullanırlar.

Allah’ın nuru karşısında kafirin ağzı ne kadar basit ve çaresiz bir araçtır! Onlar Allah’ın nurunu söndürebileceklerini sanırlar. Oysa Allah nurunu tamamlayıcıdır.
ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAKTIR

Her iki ayette de geçen bu ifadeden maksat sadece O nurun ışığının ebedi olarak parlaması değildir. Bunun ötesinde İlahȋ azamet nurunun kemal bulacağını, yüceleceğini ve yer kürenin her noktasına ulaşacağını, bütün dinlere galebe çalacağını bildirmektedir. Bu din gece ile gündüzün ulaştığı her yere ulaşacaktır. İster kerpiçten, isterse deve kılından yapılsın Allah’ın bu nuru girdirmediği hiçbir ev kalmayacaktır. İşte bu hakikatten kaynaklanan bir güvenle, Hz. Peygamber Efendimiz içinde bulunduğu çetin şartlara ve görünen zayıflığa rağmen ilahȋ nurun tamamlanacağına olan yakȋnȋ imanı ile yemin etmekte ve şöyle buyurmaktadır:

“Allah’a yemin ederim ki, Allah bu işi (İslam’ı) tamamlayacaktır.” (Buharı, Menakıb, 25) .

Habbab İbnu’l-Eret (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Kabe’nin gölgesinde‚ bir bürdeye yaslanmış otururken, yanına varıp (müşrikleri) şikayet ettik:

“Bize yardım etmez misin, bize dua etmez misin?’’ dedik. Bunun üzerine şunları söyledi:
“Sizden önce öyleleri vardı ki, kişi yakalanıyor, onun için hazırlanan çukura konuyor, sonra getirilen bir testere ile başının ortasından ikiye bölünüyordu. Bazısı vardı, demir taraklarla taranıyor, vücudunda sadece et ve kemik kalıyordu. Bu yapılanlar onları dininden çeviremiyordu. Allah’a kasem olsun, Allah bu dini tamamlayacaktı!. Öyle ki, bir yolcu devesine bindimi San’a’dan kalkıp Hadramevt’e kadar gidecek, Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmayacak, koyunu için de sadece kurttan korkacak. Ancak siz acele ediyorsunuz.” (Buhari, Menakıbu’l- Ensar 29, Menakıb 25, İkrah 1; Ebu Davud, Cihad 107,; Nesai, Zinet 98 ).

İslam yeryüzünün her noktasına ulaşacak, her yere hakim olacaktır. Bize düşen bu süreçte İslam’ın zaferi için çalışmaktır. Zafer, ilahı teyit ile mutlak olarak gerçekleşecektir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. Bütün mesele bu zaferde bizim payımızın ne olduğudur. Artık çalışmak, dua etmek ve bu ideali paylaşmak hepimizin vazifesidir.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İlmi Dua - Dini Rehberiniz sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.